.

.
.

18 Nisan 2017 Salı

BİR OTOBÜS YOLCULUĞU

Yağmurlu bir sabaha uyandık, belki yıkayıp temizler ruhlarımızı...

Bir markanın yılbaşı nedeniyle piyasaya sürdüğü kızılcık ve badem kokulu kremin son kalanlarını oldukça efor harcayarak sıktım ve ellerimi kremledikten sonra klavye başına geçtim. Aslında aklım hala krem tüpünde, üzerine çıkıp zıplasam biraz daha çıkar mı acaba?  Cimri demeyin ya, çok güzel kokuyordu da ondan 😀


Dün kuzenime davetliydik, bizim mahalle bu aralar köstebek yuvasına döndüğü için arabayla çıkmadık, otobüse bindik. Mesafe Antalya standartlarına göre epey aralı. Üstelik dolaşarak giden hatta binmişiz, yoğun trafikte 1,5 saatimizi yollarda heba ettik.  Otobüs çok kalabalık, çok sıcak, çok nemli, çok havasız ve çok gürültülüydü. Etten bir duvarın içinde sığışabildiğim elli santimlik alanda yüzümü cama dönüp, elimde demir kokusu oluşturan tutamağa sıkıca yapışarak çılgın gibi araba kullanan şoförün sebep olduğu sallantılardan etkilenmemeye çalışıyor, bir yandan da arkamdaki koltuklardan birine yerleşmiş anne, anneanne ve iki küçük çocuktan oluşan ailenin oluşturduğu gürültüleri duymazdan geliyordum ki ne mümkün. Çocuklardan kız ve 6-7 yaş civarında olanı tek başına bir otobüse yetecek ses kapasitesine sahip, fena halde şımartılmış bir yeni nesil bebesiydi. Önünde trafik sıkışıklığından 15 dakikaya yakın beklemek zorunda kaldığımız AVM'ye gelene kadar türlü çeşitli soru-cevap ve şımarıklıkla ailecek tüm otobüsü taciz ettiler. AVM önünde beklemeye başlayınca ufaklık aldı sazı eline: 
"Ben çok sıkıldım, burada inelim gezelim". 
Anne: "Ben de çok yoruldum inemeyiz, eve gideceğiz". 
"Yaa bana ne, gezmeye gidelim, hem ne zamandır gitmiyoruz"
"Gidemeyiz yorgunum, hem annenannenin ayakları ağrıyor"
Anneanne: "He kızım ayaklarım ağrıyor"
"Yaaa, bana ne bana ne, gidelim gidelim"
"Gidemeyiz dedik ya"
"Gidelim
Gidelim
Gidelim 
Gidelim
........
Bu "Gidelim" vızıldaması sonsuza kadar sürebilirdi-ki saat tuttum 15 dakika boyunca devam etti-karşılarındaki koltukta oturan orta yaşlı adam kalkıp yerini yaşlı bir hanıma verdi. İlgisi dağılınca "gidelim"i bir süre unuttu, bu sefer oyuncak istemeye başladı:
"Bana oyuncak al"
"Kızım otobüsten oyuncağı nerden bulayım"
"Yaa işte burda inelim oyuncak al"
"Burda inilmez, evin ordaki Şok'tan alırım" 
"Bana ne burdan al"
Derken yerini verip ailenin tepesinde dikilmekte olan adamcağızın sabrı taştı: "Ee sus biraz ama hepimizi rahatsız ediyorsun"
"Sana ne"
"Bana ne olur mu, başım ağrıdı"
"Ağrısın bana ne"
Anne ve anneanneden tepki yok, arada bir cılız bir sesle: "Akşam olsun babana söylemezsek" diyorlar, yine bir "Yaa bana ne" cevabı geliyor. O sırada öndeki koltuklardan biri boşaldı ve ben binbir zahmetle ilerleyip kısacık boylu, elma yanaklı, tombik bir teyzenin yanına oturabildim. O da çocuğun gürültüsünden pelteleşmiş bir durumdaydı, yanına oturunca çaktırmadan yaka silkti. Derken ayakta dikilen bey çocuğun abartılı gürültüsünden iyice bezmiş olacak ki ikazını yaparken ses tonunu biraz sertleştirdi. Çocuktan el cevap:
"Öküz"
Bu defa yanımdaki teyze dayanamadı, çocuğa dönüp şöyle dedi:
"Aaa yeter artık ama başımız şişti, şimdi seni tutup karakola götüreceğim, ben polisim"
Ben kahkahamın dudaklarımın arasından fırlamaması için dişlerimi sıkarken teyze söylediğinin biraz absürd kaçtığının farkına varmış olacak ki ilave etti:
"Sivil polis"
Eh artık, dişlerime izin verdim, kahkaha dışarı fırlarken sivil polis teyze inmek için arka kapıya yürüdü...

3 yorum:

  1. Hahahaaa. Çok yaşayın. :) Dişlerimi göstererek güldüm ben de, ne kadar ihtiyacım varken hem de. Çocuğun ve büyüklerinin hali pek komik değil ama..Sevgiler..

    YanıtlaSil
  2. Çin işkencesi daha mı iyiydi ne? Çok kızıyorum bu tip annelere çok

    YanıtlaSil
  3. Bir otobüs macerası... Çocuklar ve büyükler.Didişen iki grup.Kaleminize sağlık güzel bir yazı olmuş.:)

    YanıtlaSil